MEHMET ORHAN DURDU - Blogcu





MEHMET ORHAN DURDU

10/5/2008 - ANNE!

 

Anne!

 

Ekmek oldun, Su oldun, Emek oldun,

Yorgan oldun, Kanat oldun, kol oldun,

Ne yoruldun ne tükendin nede soldun.

Yalnızlığımda biricik dost,

Derdimi paylaştığım arkadaş,

Ağrılı yanıma ilaç,

Yanık yerime merhem oldun.

Her nereye gitsem arkamdan el sallayan tek can sen oldun...

Benim için titreyen, aç kalan, üşüyen, canını canıma vakfeden annem;

Bir gün arkandan el sallayacağımı düşünemedim…

Bu kez de Yıkılan ve üşüyen ben oldum.

Sen gittin ya! Bunca yaşıma rağmen terkedilmiş bir çocuk gibiyim.

Yalnızlar kasabasına göç ettim ama unutmayı öğrenemedim anne.

 

Of anne of…

Tadı kahır, tuzu kahır dünyada mutlulukla el ele dolaşamadın…

Damarlarındaki korkunç fırtınaları, İçindeki sokakların sessizliğini,

Ruhundaki anlamsız sıkıntıları yavrularına hissettirmedin.

Hüzün damlaları odamıza damlamaya çalıştığında pencere oldun

Bazen dalıp gittin çok uzaklara…

Neye bakıyorsun, kimi bekliyorsun diye sorduğumda: Neye baktığımı, kimi beklediğimi bende bilmiyorum derdin.

Galiba anlıyorum bende şimdilerde anlamsız bakışlar ve anlamsız beklemelerle avunuyorum.

Yüreğinde kavuşma ihtimali hiç olmayan umutların oldu

Yinede bile bile umutlarla evcilik oyandın… Ve kavuşamadan vuslatlarına gittin…

Belki de kavuştun!

En az küçüklüğümdeki kadar sana ihtiyacım var!

Çoğu kez Acılarla savaşma gücümü kaybediyorum…

Aklıma sen geliyorsun

Ne güçlüymüşsün anne!

Şuan yüreğimin yüreğine yaslanmasına o kadar çok ihtiyacım var ki!

Sana gün yüzü göstermeyen ahşap kokulu evimizdeyim. Çocukken oturduğumuz odada ve senin tahta divanda oturduğun yerde oturuyorum. Cuma geceleri işte tam burada senin yasin okumaların aklıma geldi. Söz geçiremedim gözyaşlarıma, ağladım!

Oysa seninle ilgili ne güzel hayallerim vardı. Olmadı, yapamadım…

Bir acı var anne! Sürekli fire verdiren bir acı! Sol yanımda…

Belki de adam gibi bir evlat olmasını beceremediğim için,

Belki de senin adına hayal ettiğim güzellikleri yaşatamadığım için,

Yaşarken, sana şuan ki duygularım kadar kıymet veremediğim için,

Karanlık iklimlerine ılık meltemler gibi esemediğim için,

Vicdanımın beni affetmiyor. Sen affet beni anne!

Geçen gün avucumun içini inceledim,  

Benimde hayat çizgim senin ki gibi kısa…

Dönüşsüz yolculuğa erken kesilmiş gibi biletim…

Hayatın derin karanlıkları beni içine çekiyor,

Yavruna cennet ışığından bir tutam nur gönder…

Yalnızım ahşap kokulu evde,

Dışarıda yağmur var! Üşüyorum!

Avuçlarında biriktirdiğin dualarına ihtiyacım var anne!

 

 

Desem ki Kalemim yaşlandı kelimelerimin saçlarına aklar düştü,

Desem ki bu aralar hayat beni çok yordu,

Desem ki şefkat dolu bir dokunuşa hasretim,

Ve desem ki şuan sana çok ihtiyacım var,

Gökten elini uzatıp tutar mısın elimi anne!

Seni çok seviyorum

 

CANIM ANNEMİN VE TÜM ANNELERİN “ANNELER GÜNÜNÜ” KUTLAR

SAYGILARIMI SUNARIM

 

 

Mehmet Orhan DURDU

 

 

12 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/5/2008 - GURBET (ŞİİR)

 

 

GURBET

 

Ah Gurbet! Zalim gurbet! Gündüzlerin gecedir

Sokağın hapishane, Evlerin bir hücredir

Ne bir dost ne de bir yar… Gözler birini arar

Ne yöne dönsen acı, her yanında hüzün var

Ben daha doğmamışken, yazılmış kaderime

Çocukluktan beridir, konuktur yüreğime

Bu Sancıyı çekenler; sancıyı bana salsın

Tiryakisi olmuşum! Gurbet bana ne yapsın

Bir kez de gurbet yolcu, ben ise hancı olsam

İltica edeceğim, gidecek sıla bulsam

 

 

Mehmet Orhan DURDU

 

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

26/4/2008 - YAKAN TOP

 

 

YAKAN TOP

 

Ata sporumuz yakan top çocukken en çok sevdiğimiz ve oynadığımız oyundu. Bazı yerlerde yakar top diye de adlandırılırdı. Gerçi değdiği zaman çok yakmıyordu ama isimi böyle konmuştu… Oyunu oynayacağımız zaman kimse birbirinin zilini çalmazdı çünkü evde durduğumuz saatler Genelde acıktığımız zaman dilimleriydi onun dışında hep sokaktaydık… Genelde bizlerden büyük biri seslenirdi “yakan top oynayanlar buraya diye” hepimiz toplanırdık oynadığımız alan genelde belliydi.

Oyun alanında herkes toplandıktan sonra belki de oyundan daha da yorucu olan iş takım kurmaktı. Herkes iyi oynayanları takımına almak isterdi. Baktık ki zaman çok geçmiş takımları bir türlü kurulmuyor kur’a çekerdik

Genelde birinci ve ikinci kur’a mızıkçılar tarafından kabul edilmezdi üçüncü kur’a da takımlar kurulurdu. Genelde çok mecbur kalınmadıkça küçük çocuklar takıma alınmazdı onlar mahallenin nohut ve fasulyesi sayıldığı için ve çabuk yanacakları düşünüldüğü için onlara “kenarda durun oyunu terk eden birisi olursa sizi alırız” diye avuturduk.

Eğer çok iyi oynuyorsan herkes senin peşindedir. Seni takımına almak isterler tabiî ki bu sizin için bir gurur vesilesidir. Bazen büyüklerimizde oyunlara katılırdı. Ve kenarda hatırı sayılır bir kalabalıkta maçı izlerdi…

Çocukluk işte kızlarla oynaması daha zevkliydi… Onları topla yakmanın daha kolay olacağını hep düşünürdük ve onları yakmak daha çok hoşumuza giderdi veya yandıktan sonra yaptıkları mızıkçılık bize nedense zevk verirdi. Ama bazen çetin ceviz kızlarımızda olurdu onları yakmak meseleydi…

Oyunun en güzel yanı topu havada yakalayıp “CAN” almaktı

Bir can almak için canımızı verirdik ne günlerdi hey!

O top bize değmesin diye yapmadığımız cambazlık kalmazdı.

Sırılsıklam olurduk. O oyunu oynayıp ta kilo almak mümkün mü?

Sevdiğimiz birisi yanmış ise elde ettiğimiz can hakkıyla onu seçip oyuna almak ne güzeldi kendimizi kahraman gibi hissederdik…

Top değip yandık mı üzülerek çıkardık veya birisini top ile vurduk mu çılgınca sevinirdik. Arkadaşlarımıza taktikler verirdik yerden at topu yakalayıp ta can almasın diye…

Bazen de top değdi mi değmedi mi tartışmaları oyuna bayağı bir ara verilir, tartışılır, bilinen tüm yeminler edilirdi…

Ortada tek kalmak çok güzel bir duyguydu kenarda arkadaşlar sana tezahürat yapıyor. Dokuza kadar topu değdirmeden kalırsan tüm oyun arkadaşların tekrar oyuna girecek

Tüm umutlar sende sanki ülke yi kurtaracaksın o bilinçle ortadasın tüm arkadaşların kaderi senin elinde birazcık gururla ve bir kahraman edasıyla olmadık çılgınlıklar yapardık

Oyunun bitiş süresi yoktu ya annemiz onlarca kez seslenecekti ya da artık çok yorulup tükenecektik ki oyunu bırakalım.

Gözünde gözlük kamburlaşmış bir vaziyette Çocukluğu bilgisayar başında sanal oyunlarla geçiren Şimdiki çocuklara çok acıyorum

 

 

Mehmet Orhan durdu

 

 

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

14/4/2008 - GİDİN KALABALIKLAR (ŞİİR)

 

GİDİN KALABALIKLAR

 

Nedir çevremi saran, bunca kalabalıklar

Zaten İçimde bana, yeten kalabalık var

 

Korkutan yalnızlıklar, bırakın benim olsun

Yalnızlığın malıyım, her hücremi doldursun

 

Alışkınım ben ona, koynumda taşıyorum

O emzirmişti beni, onunla yaşıyorum

 

Mutluyum tek başıma, içimde dolaşmaktan

İnlerle ve cinlerle, yakan top oynamaktan

 

Mehmet Orhan DURDU

 

25 YorumYorum yaz!Bağlantı

4/4/2008 - ÇOCUKLUK YILLARI (ŞİİR)

 

 

 

ÇOCUKLUK YILLARI

 

Gün ışığını görünce sokaklara düşerdik

Bir basma gömlek, lastikli pantolon giyerdik

Kızların saçlarında hep iki örgü vardı

Koşunca Tozlu yolda dizlerimiz kanardı

Bayramların gelişini dört gözle kollardık

Uçurtmaları göğe bin umutla yollardık

Bizdik bilye oynayan kirli yüzlü çocuklar

Ne Büyük gelirdi bize daracık sokaklar

 Mor dağların başı bulutlara değiyor mu?

Yasemen kokuları uzaktan geliyor mu?

Gökler Maviydi çocukken yaşadığım yerde

Hayallerim Pembeydi, şimdi o renkler nerde

 

 

Mehmet Orhan DURDU

 

 

 

27 YorumYorum yaz!Bağlantı

21/3/2008 - SOLMUŞ HAYATLAR...(ŞİİR)

 

SOLMUŞ HAYATLAR

 

Sessizlik bağırmakta

Acılar çağlamakta

Hüzünden sarmaşıklar

Sokağı kaplamakta

Yürek yorgun göz solgun

Düşlerle avunmakta

Uyku yasak gözlere

Karanlığa bakmakta

Gecenin ortasına

Gözyaşı damlamakta

Sevdalar dibe çökmüş

“Ah”lar arşa çıkmakta

Gözyaşı sultan olmuş

Tebessüm ağlamakta

Şehirde kimsesizlik

Kadere bağlanmakta

Nedir ki bir kaşık su

Garipleri boğmakta

Sözcükler tutuklanmış

Yürekler boğulmakta

Kolu kırık bir hayat

Değneğe tutunmakta

Bu sokakta çocuklar

Boş hayaller kurmakta

Başıboş bakan gözler

Ağlamaklı durmakta

Bir parça ekmek için

Eller göğe kalkmakta

Çarşı pazar dolaşıp

Bir umut aranmakta

Anne kendine değil

Çocuğuna yanmakta

Hayatın kıskacında

Ne babalar yanmakta

Sıcak yuva ne uzak

Hep kahır yutulmakta

Yine yağmur yağıyor

Döşeğe damlamakta

İnsan ne ucuz orda

Kelepir satılmakta

Çareler suspus olmuş

Çileler konuşmakta

Ey insan uyan “bak” ta

Çözüm bir kibrit “yak” ta

 

Mehmet Orhan DURDU

 

 

eylül-2004

 

 

32 YorumYorum yaz!Bağlantı

16/3/2008 - YARALIYIM YAR... (ŞİİR)

 

 

YARALIYIM YAR

 

 

Bir aşktan dönüyorum perişan ve yaralıyım

Faili malum bu aşkın bu yüzden karalıyım

 

Önümde bir adım sen iki adım ayrılık var

Kelimeleri tutmuşum ama nereye kadar

 

Harflerim yaralı artık seni taşımaz olmuş

Düşlerim kelepçeli anahtar sende kaybolmuş

 

Yoksun ya gülüm kaybedecek bir şeyim kalmadı

Sebep sen ilaç sen Bir yara ki merhem almadı

 

Düşlerimde hep uçurum bir kez olsun tutmadın

Gözlerinin eşiğinde bir kere uyutmadın

 

Kayıp ilanları ile kentte aradığım yar

Sahipsiz tüm aşk ilanlarında benim adım var

 

Mutluyum… En güzel yolusun sen acı çekmenin

Keder verse de hoş…  Yüreğine tutunmak senin

 

Anladım ki Gözlerden dökülen yaş değil yarmış

Ecel gelmeden sayısız kere ölmek de varmış

 

 

Mehmet Orhan DURDU

 

 

EKİM-2007

20 YorumYorum yaz!Bağlantı

10/3/2008 - BAŞKA OLSUN BU SENENİN NİSAN’I

 

 

BAŞKA OLSUN BU SENENİN NİSAN’I

 

Hislerin kuytu köşelere çekildiği kış günlerini unut!

Düşen cemreler baharı yani yeniden doğuşu müjdeliyor.

Kulağını ve gözünü tabiata çevir.

Börtü böceklerde, Yeraltında,

Ağaç dallarında bir hareketlilik var.

Bayram hazırlığını hisset!

Tatlı telaşlarına ortak ol! Sende bu sevince katıl!

Henüz geç değil! Tohum atma vakti geçmedi.

Yüreğine lale soğanları dik,

Gül fideleri dik, Sevgi tohumu ek.

Başından aşkın işleri bırak!

Rengârenk sergiyi kaçırma!

Bari bu bahara alıcı gözüyle bak!

Çocukluğundan miras kalan saflığınla baharı izle…

Ne kadar sevgi yüklü olduğunu gör!

İçindeki çocuk yıllardır gün yüzü görmedi.

Rahat bırak! Oynasın…

Nefes aldığın sürece ne iş biter nede dert!

Boş ver aldırma!

Bu senenin nisanı başka olsun.

Seherlerde kuşların aşk şarkılarını dinle,

Dudaklarından öp hayatı,

Kır çiçekleriyle süslü bahçelere kucaklaş,

Bir uğur böceği konsun üstüne,

Yağmur sonrası toprak kokusunu teneffüs et.

Hayatla küsülü isen barışı tercih et!

Bu baharı değerlendir!

Gelincik tarlalarında birkaç poz fotoğraf çektir.

Papatya tarlasına koş! Sevgiyle sarıl!

Gönlünde bir sevgili yoksa bile,

Yalancıktan da olsa;

Bir papatya al eline “seviyor sevmiyor” oyna

Zaten hayat bir oyun değil mi?

Hoş olmayan anıları ve söylenmemiş cümleleri,

Bir bavula sıkıştırıp at!

Atmaya kıyamıyorsan çatıya sakla!

Yarım kalmış hikâyelerin tozlu satırlarında

Dolaşmaktan vazgeç!

Kendinden uzaklaş! Bahara yaklaş!

Dene! başarabilirsin.

Yağmurda şemsiyeyi almadan dışarı çık! Islan!

Öyle bir ıslan ki tüm hüzünler dökülüp gitsin

Menekşelerin kulağına aşkını fısılda!

Ağaçların yeşil saçlarını okşa!

Baharın koynuna gir.

Bari bu baharı yaralama!

Hüzünlere kapını kapat!

Sende baharı getir yüreğine çilelere inat!

Öylece  salıver kendini yeşilin derinliklerine,

Hayatla oynaşan çocukları seyret!

Gözlerini Baharın gülüşüne teslim et!

Gök kuşağının hiçbir rengi hayatında olmasa bile,

 Umut yüklü renklerinde yuvarlan!

 

Kim bilir belki göreceğin son bahardır.

Bahar gibi güzellik saç! Bahar gibi coş!

Dün soldu yarın açmadı bahar bu “an”dır.

Ne duruyorsun? Baharın kucağına koş.

 

Mehmet Orhan durdu

 

 

mart-2008

 

 

15 YorumYorum yaz!Bağlantı

6/3/2008 - UKDE...(ŞİİR)

 

UKDE

Bunca yaşıma rağmen içimde bir çocuk ağlar

Duvağı açılmamış bembeyaz hayallerim var

Baykuşlar mesken tutmuş yatağımın başucunda

Sararmak düştü payıma hayatın avucunda

Mehmet Orhan DURDU

 

 

 

mart-2002

 

 

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

3/3/2008 - KERVAN (ŞİİR)

 

KERVAN

 

 

Çoğu kez bu yerler Ruhuma dar geliyor

Sanki Son nefesim hayat can çekişiyor

 

Sancılar diz boyu kırılmış bir kanadım

Bağrına basacak bir şehir bulamadım

 

Benim için hayat akan suya yazılmış

Ecelim gelmeden bana mezar kazılmış

 

Deniz gözlüsünden bir şehir özlüyorum

Oraya gidecek bir kervan gözlüyorum

 

 

Mehmet Orhan DURDU

 

eylül-2005

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Mutluluk ve mutsuzluk düşünce iklimimizde kendimizin yarattığı bahar ve kış mevsimleridir.

Son yazılarım

ANNE!
GURBET (ŞİİR)
YAKAN TOP
GİDİN KALABALIKLAR (ŞİİR)
ÇOCUKLUK YILLARI (ŞİİR)
SOLMUŞ HAYATLAR...(ŞİİR)
YARALIYIM YAR... (ŞİİR)
BAŞKA OLSUN BU SENENİN NİSAN’I
UKDE...(ŞİİR)
KERVAN (ŞİİR)

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Kategori yok


TÜM YAZI VE ŞİİRLERİM

* ANNE!
* GURBET (ŞİİR)
* YAKAN TOP
* GİDİN KALABALIKLAR (ŞİİR)
* ÇOCUKLUK YILLARI (ŞİİR)
* SOLMUŞ HAYATLAR...(ŞİİR)
* YARALIYIM YAR... (ŞİİR)
* BAŞKA OLSUN BU SENENİN NİSAN’I
* UKDE...(ŞİİR)
* KERVAN (ŞİİR)
* EYLÜL NE YAPSIN! (ŞİİR)
* YALNIZIM! (ŞİİR)
* KAVUŞMAYAYIM YAR…(ŞİİR)
* HİKÂYEM NASIL BİTMELİ!
* ZAMAN…(ŞİİR)
* YİTİK YILLAR...(ŞİİR)
* UMUTLU OL! AĞLAMA CAN! (ŞİİR)
* YAŞADIĞINIZ HİKÂYEDEN MEMNUN MUSUNUZ?
* YAR... (ŞİİR)
* SEBEPSİZ AĞLANIR MI? (ŞİİR)
* EY DOST!(ŞİİR)
* HERKESİN BİR HİKÂYESİ VARDIR!
* EY HAYAT ! (ŞİİR)
* SİLGİ (ŞİİR)
* ZAMAN NEDİR?  
* YAŞAMAK BİR SANATTIR!
* YENİ YIL
* AĞLAMA VAKTİ! (ŞİİR)
* ANLADIM...(ŞİİR)
* YILLARDIR BİTMEYEN MÜCADELE...
* NEREDESİN YAR…(ŞİİR)
* HAZAN MEVSİMİ…
* BENDE AĞLADIM...(ŞİİR)
* ÇOCUKLARIN HATIRINA SÜREN EVLİLİKLER…
* MAALESEF BÜYÜDÜM...(ŞİİR)
* İSİMSİZ ŞEHİR…(ŞİİR)
* MUTSUZ OLMAK İÇİN GÜZEL BİR REÇETE
* SEVGİLİ…(ŞİİR)
* FEDAKÂRLIK… NEREYE KADAR?
* RAHAT OLACAKSIN...
* YORULDUM YAR...(ŞİİR)
* GERÇEK DOST…
* HAYAL İŞTE…
* BAKARA-155
* EN BÜYÜK GERÇEK... (ŞİİR)
* HUZUR...(ŞİİR)
* GİDEBİLİRSİN....(ŞİİR)
* PEMBE HAYALLER... (ŞİİR)
* YAPRAKLAR... (ŞİİR)
* BİR DOST...(ŞİİR)
* BİR YUMAK İPLİK BIRAKABİLİYOR MUYUZ?
* BİR DÜŞE BANSAM..(ŞİİR)
* HAYATI SIRADANLIKTAN NASIL ÇIKARALIM…
* ŞEHRİMİN ASIRLIK PARKI
* AĞLAMA ÇOCUK...(ŞİİR)
* ADRESİ OLMAYAN MEKTUP!(ŞİİR)
* İÇİMDEKİ BEN'LE SAVAŞIM (ŞİİR)
* BİZ BU ÜÇ KADINI ADAM GİBİ SEVEMEDİK!
* GECELER-I (ŞİİR)
* GECELER-II (ŞİİR
* TEŞEKKÜRLER DENİZ FENERİ...
* YOLLAR…
* ÖLÜMLE HASBIHAL…(ŞİİR)
* İÇİNE ATMAYACAKSIN…
* BEBEĞİM... (ŞİİR)
* KİMSESİZ BİR ÖLÜM...
* DÜNYAYI ARTIK ÇOCUKLARA TESLİM EDELİM…
* EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜR MÜ?
* GÜL SEVDASI-I (ŞİİR)
* GÜL SEVDASI-II (ŞİİR)
* MEHMEDİM (ŞİİR)
* BİR KERELİK MİSAFİR (ŞİİR)
* BİR YERLERE GİTMEK İSTİYORUM...
* HER ŞEYE RAĞMEN GÜLÜMSEYİN..  
* SEKİZ YILLIK GERÇEK DOST...
* DERMANSIZ HASTALIKLARA ALIŞMAK...
* HASTANE ODASINDAN ANNE'ME (ŞİİR)  
* SAĞLIK HABERLERİ SAĞLIĞIMI BOZUYOR!
* BİR DE ONUN KAPISINI ÇAL! (ŞİİR)
* ÇAĞIMIZIN EN GÜZEL İLETİŞİM ARACI: DUA  
* HÜZÜNLÜ BİR AYRILIK...
* HAYATTAN KOPMAYACAKSIN!
* MUTLULUK NEDİR?
* HIZINIZI AZALTIN...
* AHMET AMCANIN HAYALİ
* HAYAT BİR TİYATRO OYUNUNDAN İBARETTİR
* KARDELEN ÇİÇEĞİNİ ÇOK SEVİYORUM...
* YABANCI...(ŞİİR)
* MUTLULUĞU ARADIM!!!
* NEDEN MUTLU DEĞİLİZ?
* İÇİNİZDEKİ SESİ DİNLEYİN
* HAYAT NEDİR?
* EVLENMEDEN ÖNCE KENDİNİZE ŞU SORULARI SORUN?
* DOĞUM VE ÖLÜM
* HAYATTAKİ DURUŞUNUZA DİKKAT EDİN!
* MUTLULUĞU ERTELEMEYİN...
* BUNLARDAN BİRİNİ YAPMAMIŞSAN ?
* KEŞKE'LER
* DERTLERİNİZİ ÇÖP POŞETİNE KOYUN...
* PARA MUTLU EDER Mİ?
* MUTLU BİR EVLİLİK İÇİN
* GİDEN EŞİN ARDINDAN !!! (ŞİİR)
* UMUTLU OLUN
* SALİH...(ŞİİR)
* ADIM SEYFETTİN...(ŞİİR)
* HAYAT SEÇİMLERİMİZDEN İBARETTİR
* ÇEVREDEN ETKİLENMEYELİM
* BAKIŞ AÇINIZ ÇOK ÖNEMLİ!
* MUTLULUK TANIMLARI
* BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ
* MEHMET ORHAN DURDU KİMDİR ?


Blogum da bulunan yazı ve şiirlerimden beğendiklerinizi isim belirtikten sonra blogunuz da sitenizde ve forumlarda yayınlayabilirsiniz. saygılarımla…